1833 Kıbrıs ayaklanmaları Osmanlı döneminde Kıbrıs Adasında gerçekleşen ayaklanmalardır.

İsyan Öncesi Kilisenin Duruşu ve Diğer Olaylar

Kıbrıs genelinde 1833 yılında çıkan üç ayrı ayaklanmada Kilise'nin duruşunun ayrı bir yeri vardır.Kıbrıs,Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde bile olsa çeşitli kiliseler veya diğer şeyler aracılığıyla her zaman Yunanistan Krallığı'nın etkisi altında oldu.Yunanistan Krallığı'nın 1830-1831 yılında başlattığı vatandaşlık hareketi çok büyüktü ve adayı çok etkiledi.

Aralık 1831'de Larna'da ki İngiliz Konsolosu Antonios Vondizianos,İstanbul'daki İngiliz Büyükelçiliği'ne şunları yazdı;

"Vatandaşlık hareketi çiftçiler ve her meslekten insanlar tarafından öyle kabul edilmiştir ki devam ederse çok yakında ada bir Yunan kolonisi olacak ve Sultanın boş bir egemenlik unvanı dışında hiçbir şeyi kalmayacaktır."

[1]

Buna ek olarak,Kıbrıs'lı Başrahipler;Çıkan vatandaşlık hareketinin Kıbrıslılar üzerindeki gücünü azaltmaya başladığı için günden güne daha fazla endişe duyuyorlardı.Ekümeniklik Patrikhanesi gibi Kıbrıs Kilisesi'de 1833'te kurulan Yunanistan Kilisesi'ni tanımadı.1850'de bu tanıma ancak 20 yıl sonra geldi.Kıbrıs'ta Rum vatandaşlığını kazanan bir grup Ortodoks, Larnaka'daki Rus İmparatorluğu konsolosu Constantinos Peristianis'e bir mektup göndererek korumasını istedi.Tarihi kaynaklar, Başpiskopos Panaretos'un Kıbrıs'taki tüm Yunanlar'ı yeni vatandaşlıktan vazgeçmeye ve Kıbrıs'lı Ortodoks olarak önceki sosyal statülerine geri dönmeye çağırdığını iddia ediyor.Harry Luke, bu mektubu, 88Kıbrıs]]'taki İngiliz konsolosluğunun arşivleri üzerindeki çalışmasında ve bu mektubu çeşitli dönemin konsolosluklarının tarihi arşivlerine göre yayınlaması şu şekilde;

"Kıbrıs Valisi Said Mehmet Paşa'nın talimatları doğrultusunda Lefkoşa'daki tüm Yunan tebaasını çağıran Başpiskopos'un azizliği, onları Helen koruma haklarını terk etmeye ve bu durumda Kıbrıs'ta kalmaya sevk etmek için en korkunç tehditleri kullandı. Bu yöntem başarısızlıkla sonuçlandı, çünkü Yunanlılarişlerini düzelttikten sonra ayrılmak istemekte oy birliğiyle hareket ettiler."

[2]

Yukarıda geçen mektup, Yunanistan Krallığı'nın kuruluşunun Kıbrıs'lı Ortodoks'lar arasında yarattığı etkilerden bir tanesine işaret ederken, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu idaresine ve piskoposlar üzerinde,Rum vatandaşlığına sahip Kıbrıs'lıların sayısının artmasıyla ilgili endişelerini de gösterdi.Muhtemelen,Panaretos'un bu cürretkar tavrı,Kıbrıs Vali'si Said Mehmet Paşa'nın Kiliseye yaptığı baskı olarak açıklanabilir.Bununla birlikte,bu talepler Kilise'nin, özellikle Larnaka'da,Yunan milliyetçiliğinin zengin profesyonel ve tüccar Kıbrıs Ortodoks sınıfına dokunmaya başladığını gösteren, ortaya çıkan hareketlere tepkisi nedeniyle yapılmış gibi görünmektedir.Kıbrıs'ta daha önce milliyetçiliğin yayılmasıyla Kıbrıs Kilisesini ve özellikle de başpiskoposunu özdeşleştiren geleneksel tarih yazımının aksine,Kilise'nin çoğunluğunun Yunanistan Krallığı'ı ile ilgili ilk tepkisinin,Osmanlı İmparatorluğu lehine olduğunu gösterir.

Buna rağmen;Panaretos'un başpiskopos olmasından bir yıl sonra,19 Ağustos 1828'de Ioannis Kapodistrias'a yüksek rahipler ve diğer meslek sahipleri tarafından gönderilen iki mektubun,daha önce bahsedilen Osmanlı İmparatorluğu lehine olan Kilise konumunu çürüttüğü varsayılamaz.İki mektuptan birisinde Kilisenin baş rahipinin imzası bulunuyor ve Kiliseye yardım etme ricalarını içeriyordu.İki mektuptan biri de yüksek rahipler tarafından imzalandığı için Kıbrıs Kilisesi'nin farklı bir duruş sergilediğini gösteriyor.Görünüşe göre başrahipler, Osmanlı İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu istikrarsız durumun farkındaydılar ve uzun zamandır bildikleri Osmanlı çerçevesinin ayakta kalamayacağından emindiler.

Panaretos'un Kilise'nin Osmanlı devletine uygunluk duruşu, en iyi 1833 adasında yaşanan ayaklanmalar sırasında gösterdiği tepkiden anlaşılabilir.O yıl, adada huzuru bozan üç ayrı ayaklanma, Panaretos da dahil olmak üzere yerel seçkinler için büyük bir sıkıntı kaynağı oldu.İlk ayaklanma Nikolaos Theseus, ikincisi Gavur Imam ve üçüncüsü Kalogeros Ioannikios tarafından yönetildi.Halkın katılımı açısından en şiddetli ayaklanma Nikolaos Theseus'du ve bu özel ayaklanmanın analizi, o dönemde Kıbrıs Kilisesi'nin işlediği çerçevenin göstergesidir.

Larnaka Ayaklanması

Nikolaos Theseus,18. yüzyılın sonunda Kıbrıs'ta doğmuş ve Trieste'de çalışmıştır.Theseus Filiki Eterya üyesiydi ve Yunan İsyanı'na katıldı.Mücadelenin sona ermesinden sonra ve Kıbrıs'ın Kurtuluşuna destek bulmakta başarısız olduktan sonra Marsilya'ya taşındı.1832'de adada Osmanlı İmparatorluğu yetkilileri tarafından el konulan servetini geri kazanmak için Kıbrıs'a döndü.Döndükten bir yıl sonra Theseus, Osmanlı İmparatorluğuyönetimi ve Başpiskopos için büyük endişe yaratan bir ayaklanma başlattı.Bu ayaklanmanın büyük bir sebebi adadaki ağır vergi lerdi.Pek çok Kıbrıslı,bu vergiler nedeniyle yurt dışına kaçtı ve adada küçük isyanlar birbirini izledi.

Nikolaos Theseus liderliğindeki isyancıların ilk toplantıları Kitium Piskoposluk ve Lefkoşa Başpiskoposluk önünde gerçekleşti.Bu dönemin Kilisesi'nin gelişen olaylar çerçevesinde nasıl pozisyon aldığına dair bir işarettir.

İsyanla ilgili iki ana bilgi kaynağı, Panaretos'un Ekümeniklik Patrik I. Constantius'a yazdığı mektuplar ve Larnaka'daki Fransız Konsolosunun Bakanına yazdığı mektuptur.Bu ayaklanmanın nedeni, önceden tahsil edilmeyeceğine karar verdikleri bir vergi konmasıyla verilmişti.Kıbrıslı Ortodoks ve Müslümanlar vergi toplanmaya başlayınca sert tepki gösterdi.4 Mart 1833'te piskoposluğu yok etmekle tehdit eden çok sayıda insan, Kitium Piskoposu II. Leontios'tan meseleleri ele almasını ve verginin iptalini istemesini talep etti.

Olaya atıfta bulunan bir notta, 1833'te "Türkler ve Fransızlar arasında bir İslam'da dinden çıkma olduğu" belirtiliyordu.

[3]

8 Mart 1833 yılında Başpiskoposluk dışında benzer bir protesto yapıldı ve Panaretos,Kıbrıs Valisi Said Mehmet Paşa'nın sarayına kaçtı.Adadaki Fransız Konsolosunun verdiği bilgiye göre, köylüler vergiyi ödemeyi reddettiler ve vergi tahsildarlarını kovdular.

[4]

Nikolaos Theseus Larnaka'daki isyanda kendini bir anda lider olarak buldu.11 Mart'ta,Fransız Konsolosunun evinin önünde toplanan yüzlerce KıbrısOrtodoks ve Müslüman,kendisinden verginin durdurulması için arabuluculuk yapmasını isterken, kısa süre sonra Theseus kendini bir ayaklanmanın başına koyarak meseleyi kendi eline aldı.Konsolosları ve Kitium Piskoposunu ziyaret etti,verginin iptalini istedi ve diğer göstericileri de yanına alarak Larnaka'daki St. George kilisesine gitti.Bunu takiben 14 Mart'ta Theseus ve yaklaşık üç bin gösterici, ordu güçlerinin olası bir saldırısından korunmak için Stavrovouni'ye çekildi.Konsolos ve Leontios II'nin arabuluculuğuyla vergi tahsilatı iptal edildi.

Yine de Theseus ve onu takip eden kalabalıklar ayaklanmayı durdurmayı reddettiler çünkü isyana katılanların korunmasının garantisi yoktu.Misilleme veya kovuşturma olmayacağına dair söz verdikten sonra Theseus ayaklanmayı sona erdirdi ve barış sağlandı.Theseus liderliğindeki ayaklanma ve aynı yıl diğer iki ayaklanma, ekonomik durgunluk nedeniyle Osmanlı İmparatorluğu topraklarında daha genel bir kargaşa çerçevesi altında yapılmış gibi görünüyor.Ayrıca ayaklanmaların Ada'nın yönetimini değiştirme çabalarının bir sonucu olduğu iddia edilebilir.İsyancı Hristiyan ve Müslümanların Ada'daki geleneksel güçlere,yani Osmanlı yönetimine ve Kiliseye karşı dönmeleri,ayaklanmaların amacının bu geleneksel güç kaynaklarına meydan okumak olduğunu akla getiriyor.

Theseus isyanın son bulmasından sonra Kıbrıs'ı terk etti.

Keşiş Kalogeros Ioannikios Ayaklanması

Larnaka'dan tekneyle yola çıkan keşiş Ioannikios, Arnavut askerleriyle birlikte Boğaziçi'de karaya çıktı,doğduğu köye (Agios İlias) gitti ve köylüleri Osmanlı yönetimine karşı isyan etmeye başladı. Ayaklanmasının karargahını Trikomo'da kurdu.Muhtemelen bölgenin kırsal nüfusu arasında birkaç taraftar bulsa da, Osmanlı askerlerini görür görmez dağıldılar. Ioannikios'un kendisi ve ortakları tutuklandı ve idam edildi.

Gavur İmam (Polili İbrahim Ağa) Ayaklanması

Osmanlı kaynaklarına göre, Gavur İmam bugünkü Baf vilayetinin Trimithousa köyünde yaşıyordu (kaynaklar bundan "Tremithousa" olarak bahsediyor,şimdi Baf Mülkünün yakınındaki bir köyün adıdır,ancak coğrafi-etnolojik nedenlerden ötürü daha muhtemeldir.Trimithousa,bugün Polis Chrysochous yakınlarında terk edilmiş bir köy anlamına gelir) Gavur İmam'ın Linobambaki olduğuna dair iddialar vardır,fakat bu lakap kendisine Hristiyanlar ile iş birliği yaptığı için de verilmiş olabilir.Tarihi kaynaklara göre,Gavur İmam'ın 1832'den beridir isyanını hazırlamakta olduğu anlaşılıyor.Fakat başlarda,bu isyan hazırlığı bölgede ki Osmanlı yetkilileri tarafından ciddiye alınmadı.Bazı geleneksel iddialar,Gavur İmam'ın Osmanlı yönetimiyle arasının bozulmasını Gavur İmam'ın çörek (bazı yerlerde fındık veya peksimet) ikram etmesi ve beğenilmemesi ile ilişkilendirir,fakat bu yanlış bir iddiadır ve hiçbir kaynağı bulunmamaktadır.Mart 1833'te vergi konulduğunda halkın hoşnutsuzluğu,Gavur İmam'ın arkasında onu takip eden birkaç Müslüman ve Hristiyan köylü bulmasına neden oldu.

Başpiskopos Panaretos yazdığı mektupta bunun yalnızca Müslüman bir ayaklanma olduğunu iddia ediyor,fakat bu iddianın siyasi nedenlerle ve isyanı zayıflatmak amacıyla yapıldığı dönemin tarihçileri tarafından varsayılmaktadır.

[5]

Gavur İmam,Trimithousa köyünde ve çeşitli yerlerde yaptığı konuşmalarında;Amacının ağır vergilerden halkı muaf tutmak istediğini belirttiği bildiriliyor.Gavur İmam'ın konuşmasının Müslümanlara,Hristiyanlara ve çeşitli gruplara hitap etmesi ve yanıt bulması en azından sıradan halk düzeyinde,ayrım çizgilerinin o dönemde çok net olmadığını göstermektedir.Gavur İmam ve destekçileri Trimithousa'dan Giolou'ya ve oradan da Malikaneye indi ve sürekli olarak onu takip eden yeni takipçiler buldu.Kısa süre sonra neredeyse tüm Baf eyaleti onun kontrolü altına girdi.Gavur İmam'ın Limasol'e doğru ilerleme tehlikesiyle karşı karşıya kalan Müslüman ve Hristiyan ileri gelenler (Kotzambasis Pilavakis) ayaklanmayı bastırmak için yardım istedi. Bununla birlikte Kıbrıs Vali'si Said Mehmet Paşa,II. Mahmud'un Mısır Vali'si Kavalalı Mehmed Ali Paşa'ya karşı mücadeleye giriştiğinden dolayı o dönemde takviye bekleyemeyeceğini biliyordu.Bu nedenle Kıbrıs Vali'si Said Mehmet Paşa Gavur İmam ile müzakere etti ve birkaç ay Gavur İmam'a izin vermek zorunda kaldı.Bu müzakere,Kıbrıs'ta Osmanlı yönetiminin ne kadar zayıf olduğunu göstermektedir.Bazı iddialar Gavur İmam'ın Mısır Vali'si Kavalalı Mehmed Ali Paşa ile anlaşma yaptığını söyler,fakat bu yetersiz bir iddiadır.Bir diğer iddia;

Gavur İmam'ın Keşiş Kalogeros Ioannikios ile anlaşmaya vardığına ve planlarının yavaş yavaş Lefkoşa'ya ilerleyerek tüm adayı kontrolleri altına almak olduğuna dair iddiadır. Muhtemelen bunu destekleyecek hiçbir kanıt bulunmasa da, Kalogeros Ioannikos'un ayaklanmanın bastırılması, Sultan ve Mehmet Ali arasındaki uzlaşmayla birleştiğinde,Osmanlı yönetimine Gavur İmam'a odaklanma fırsatı verdi.Karamanya'dan orduya yardım gelirken,ordunun önemli bir kısmı da Lefkoşa'da toplandı.

Ayaklanmayı bastırma ve tutuklanma tehlikesiyle karşı karşıya kalan Gavur İmam,İskenderiye'ye kaçtı ve hareketi dağıtıldı.Temmuz ayında Osmanlı ordusu Geroskipou ve Malikaneye ulaştı ve çoğu Hristiyanlar olmak üzere birçok isyana katılan kişi Osmanlı kuvvetlerinin intikamcı öfkesine kurban gitti.Gavur İmam'ın kaderi hakkında birçok iddialar bulunmaktadır.Ancak kesin olan şey,bir şekilde sonunda kendisinin Kıbrıs'ta idam edilmiş halde bulunduğudur.

Sonuç

Ada üzerindeki yoğun vergiler,isyan ikliminin sebebi olsa da,en azından Gavur İmam ve İoanniki vakalarında,Osmanlı idaresine daha genel bir meydan okuma görüyoruz.İlginç bir şekilde,bu hareketler her ikisi de dindar olan bir Hristiyan ve bir Müslüman tarafından yönetiliyordu.Ve onların takipçileri de genellikle alt tabakadan insanlardı.Öte yandan, Osmanlı yönetimini savunan kişiler, esas olarak her iki dini cemaatin üst sınıflarıdır.Gavur İmam hikâyesi hala Kıbrıs Türk geleneğinde hayatta kalmıştır.Baf'ın eski Turkomachala'sında,bugüne kadar Gavur İmam'ın anısına kalmış bir sokak hala bulunur.

Bu,Osmanlı idaresinden duyulan hoşnutsuzluğun,dine bakılmaksızın genel nüfusu,özellikle kırsal nüfusu ilgilendiren bir şey olduğunu gösterebilir.Açıktır ki, gerileyen Osmanlı gücü artık çok yetersiz ve savunmasız göründüğü için bu tür ayaklanmalar 19.yüzyıl'da gerçekleşmeye başladı.Yetersiz hazırlık ve koordinasyon eksikliği bu üç ayaklanmanın kolayca ezilmesine yol açmış olabilir,ancak Kıbrıs'ın yerel yönetici sınıfın bu zayıflığın farkında olduğu ve oldukça endişeli olduğu görülüyor.1833 yılında çıkan üç ayaklanma,adada Hristiyanların ve Müslümanların birlikte katıldığı son büyük ayaklanmaydı.

Kaynakça

Dinos Iliadis (2011): Kıbrıs'ı (1821-2004) belirleyen 50 tarihi an

George Hill (1952): Kıbrıs Tarihi, cilt. 4 (Osmanlı Vilayeti, İngiliz Kolonisi, 1571-1948)

Michalis N. Michael (2012): Osmanlı Gücünün Meşruiyetine İsyanlar, Talepler ve Meydan Okumalar - Kıbrıs'ta 1833'ün Üç İsyanı İçinde: Archivum Ottomanicum

Costas Graikos (1991): Kıbrıs Tarihi

Michalis N. Michael: Osmanlı Çevresinde İsyanlar ve Belirsizlik: Kıbrıs'ta 1833'ün Üç İsyanı

Loizos Philippou: Kıbrıs Tarihi,157-67 Gavur İmam İsyanı

Michalis N.Michael: Larnaka toplumundaki değişimler ve Lefkoşa ile farklılıklar

Michalic N.Michael: Şehirler ve İdeolojiler 19.yüzyıl Kıbrıs

Chronos (2010): Geleneksel bir Sermaye ve Modern bir Liman Kent XXII 85-106

Kaynakça

  1. ^ Constantinos Peristianis, Was one of the most prominent figures in Cyprus during the first half of the 19th century,1759-1842
  2. ^ Harry Luke, Cyprus under the Turks,1571-1878,first published 1921, Londra,1989 - s-169.
  3. ^ Rita C. Severis,The Diaires of Lorenzo Warriner Pease, II, Ashgate Londra 2002,1833-1839
  4. ^ Neoklis Kyriazis, Nikolaos Theseas and the Larnaca Revolt,II, 1930,213-6
  5. ^ Neoklis Kyriazis,N.Theseus and the Revolt of 1833,XI,1935,160-5